Bazen yaptığımız bir seçimin sebepleri çok gözümüzün önünde durmayabilir. Ve hatta uzun düşünmek gerekebilir 'ben niye bu kararı verdim ?' diye. Ama bu onu dikkatli düşünülüp sebeplerinin üstüne sıkıca oturtulmuş benzerlerinden daha az güvenilir yapmayabilir. Doğduktan sonra o kadar yıl geçmiş, kaç kitap okunmuş, bi ton şey yaşanmış, bilgiler omuriliğe kadar işlemiş. O anda ayan beyan ortada olmasa da nedeni 'yaptıysam vardır iyi bir sebebim' deyip geçmek lazım bazen.
Bütün bunları niye yazıyorum;
Ne zaman istemediğim bir yerde hiçte birlikte olmak istemediğim insanlarla bir arada kafese kapanmış bulsam kendimi taşlara vura vura kafa ezerek çok kanlı cinayetler işlediğim tatlı düşlerin/kabusların içinde geçiyor uykularım. Niye bıçakla, ışın kılıcıyla, elektrikli testereyle biçerek değil, asarak, ellerimle boğarak, elektrik direğine çıkarıp aşağı atarak, arabayla üstünden defalarca geçerek değil de taşa vura vura kafatası patlatıyordum. İşte bunu bilmiyordum. Bunu bilmemek beni rahatsız ediyordu. Derken bir aydınlanma anında sebebimi kavrayıverdim. O varlığıyla bana azap yaşatan insanların en çok rahatsız olduğum organları beyinleriydi. O iğrenç beyinlerinin tamamen parçalandığından, yok olduğundan, bir daha asla kullanılamayacağından emin olmaya çok ihtiyaç duyuyordum. Onun için de ilkel dürtülerimle en çok güvendiğim taşla ezme metodunu kullanıyordum. Bunu bulmak beni rahatlatmıştı. Kendimi tebrik etmek için bir bira açtım..
1 Mart 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Çok samimi bir deneme olmuş tebrik ederim...
YanıtlaSil